pazar gezisi
merhaba,
Haftasonu nilüfere bağlı gölyazi köyüne gittik. duymuştum ama kaç yıldır bursadayım kısmet olmamıştı görmek çok güzel bi yermiş.gitmek isteyenler için Gölyazı, Bursa-İzmir karayolunda Uluabat gölü (Apollont gölü) kıyısında küçük bir yarımadada kurulmuş. ulaşım çok kolay manzaralar harika balık desen muhteşem.Köyün başlıca geçim kaynağı günümüzde balıkçılık ve zeytincilik. gölün kıyısında bir restoranda önce balığımızı yedik daha sonra yarım ada turu yapıp tüm gölyazıyı gezdik ve sonra yine göl kenarında gözleme çay keyfi bide oğluşumuza çok sevdiği rüzgar güllerinden aldık değmeyin keyfimize...
Tarihi roma dönemine kadar gidiyor köyün eski bir rum kilisesi var hala ayakta bayıldım birde ağlayan çınarı var hikayesi içime dokundu,çok etkiler bu tür hikayeler beni sizlerlede paylaşmak isterim.
Haftasonu nilüfere bağlı gölyazi köyüne gittik. duymuştum ama kaç yıldır bursadayım kısmet olmamıştı görmek çok güzel bi yermiş.gitmek isteyenler için Gölyazı, Bursa-İzmir karayolunda Uluabat gölü (Apollont gölü) kıyısında küçük bir yarımadada kurulmuş. ulaşım çok kolay manzaralar harika balık desen muhteşem.Köyün başlıca geçim kaynağı günümüzde balıkçılık ve zeytincilik. gölün kıyısında bir restoranda önce balığımızı yedik daha sonra yarım ada turu yapıp tüm gölyazıyı gezdik ve sonra yine göl kenarında gözleme çay keyfi bide oğluşumuza çok sevdiği rüzgar güllerinden aldık değmeyin keyfimize...
Tarihi roma dönemine kadar gidiyor köyün eski bir rum kilisesi var hala ayakta bayıldım birde ağlayan çınarı var hikayesi içime dokundu,çok etkiler bu tür hikayeler beni sizlerlede paylaşmak isterim.
Çınar Neden Ağlıyor
Anlatılan odur ki; şimdiki adı
Gölyazı olan Apolyont şehrinde, Osmanlı döneminde Rumlar ve Türkler birlikte
yaşarmış. Bizim delikanlı Mehmet güzeller güzeli Rum kızı Eleniye sevdalanmış.
Çocukluktan beri süregelen bu aşk, Kurtuluş Savaşı yıllarında Rum köylerinin
boşaltılmasııyla birlikte bir kabusa dönüşmüş. Mübadele ile Apolyontta bulunan
Rumlar ile Selanik te bulunan Türkler yer değiştirmiş. Apolyonttan topyekün
yola çıkan Rumlar içerisinde Mehmet'in sevgilisi Eleni ve aileside varmış. Bunu
öğrenen Mehmet kalabalığın içerisinde sevdiği kızı Eleniyi aramaya başlamış.
Tam onu gördüğü sırada Eleninin büyük ağabeyi Yorgi Mehmet'in yolunu kesip geri
dönmesini ve Eleniyi unutmasını söylemiş. "Bizler artık kardeş komşular
değil, düşman iki milletiz. Bu iş asla olmaz!" demiş. Mehmet sevdasından
asla vazgeçmeyeceğini gerekirse bu uğurda canını bile vereceğini söylemiş.
Bunun üzerine sinirlenen Yorgi, hançerini çekip defalarca Mehmete saplamış.
Aldığı yaralarla acılar içerisinde kıvranan Mehmet, son bir gayretle Eleniyle
gizli gizli buluştuğu ulu çınarın oyuğuna kadar gelmiş.
Vücudundan akan kanlarla çınarın oyuğuna şunları yazmış:"Canım sevdiğim, sonsuza dek seni burada bekleyeceğim." Konvoy ilerlerken Eleninin sırdaşı, can dostu Penelopi, Yorgi ile Mehmet arasında geçen tartışmayı görmüş koşarak can dostunun yanına giderek bütün olan biteni anlatmış. Olanları öğrenen Eleni, bir fırsatını bulup konvoydan ayrılarak doğruca sevdiğine koşmuş. Ancak çınarın oyuğuna geldiğinde her zaman en mutlu anlarını geçirdiği bu ulu çınar onun kabusu olmuş. Biricik sevdiği kanlar içerisinde oracıkta boylu boyuna yatıyormuş. Sevdiğinin başını kollarına almış, son kez gözlerine bakmış, hıçkırıklar içerisinde ağlayarak "Merak etme bitanem, az sonra kavuşacağız ve sonsuza dek bu çınarın oyuğu olacak yuvamız, bu çınar var oldukça sonsuza dek yaşayacak sevdamız..."demiş.
Daha sonra belinden çözdüğü kuşağının bir ucunu çınarın bir dalına, diğer ucunu da boynuna geçirerek oracıkta canına kıymış.
Efsane odur ki; ulu çınar bu hazin öykünün ardından kanlı gözyaşları dökmeye başlamış.
Vücudundan akan kanlarla çınarın oyuğuna şunları yazmış:"Canım sevdiğim, sonsuza dek seni burada bekleyeceğim." Konvoy ilerlerken Eleninin sırdaşı, can dostu Penelopi, Yorgi ile Mehmet arasında geçen tartışmayı görmüş koşarak can dostunun yanına giderek bütün olan biteni anlatmış. Olanları öğrenen Eleni, bir fırsatını bulup konvoydan ayrılarak doğruca sevdiğine koşmuş. Ancak çınarın oyuğuna geldiğinde her zaman en mutlu anlarını geçirdiği bu ulu çınar onun kabusu olmuş. Biricik sevdiği kanlar içerisinde oracıkta boylu boyuna yatıyormuş. Sevdiğinin başını kollarına almış, son kez gözlerine bakmış, hıçkırıklar içerisinde ağlayarak "Merak etme bitanem, az sonra kavuşacağız ve sonsuza dek bu çınarın oyuğu olacak yuvamız, bu çınar var oldukça sonsuza dek yaşayacak sevdamız..."demiş.
Daha sonra belinden çözdüğü kuşağının bir ucunu çınarın bir dalına, diğer ucunu da boynuna geçirerek oracıkta canına kıymış.
Efsane odur ki; ulu çınar bu hazin öykünün ardından kanlı gözyaşları dökmeye başlamış.


Yorumlar
Yorum Gönder