Biz annelere 2000 yıl öncesinden Mısır’dan gelen mesaj
Bundan 2000 yıl önce, 17 yaşında Mısırlı bir kız annesine, papirüs kağıdına şu mesajı yazmış (New York Metropolitan Sanat Müzesi’nde hala saklanıyor):
“Dear Mother, I’m all right. Stop worrying about me. Start believing in me”.
“Sevgili Anne, ben iyiyim. Benim için endişelenmeyi bırak. Bana inanmaya başla”.
Tam çeviride “Bana inanmaya başla” diye çevirmek gerekiyor belki ama bana göre orada gerçekten söylemek istediği “Bana güvenmeye başla”.
Annesinden onun için endişe etmeyi bırakıp, ona güvenmeye başlamasını istiyor. Bu cümleyi duyunca aklıma yıllar önce yaşadığım bir olay geldi.
Kızlarım 3,5 yaşındalar. 2008 yılında ilk koçluk eğitimimdeyim ve eğitimden arkadaşımla karşılıklı pratik yapıyoruz. O zamanlar çok yapmak istediğim bir proje vardı. Kızlarım için özel bir defter hazırlayacaktım. O deftere hayatla ilgili tüm öğrendiklerim, tecrübelerim, tavsiyelerim, yemek tarifleri, iş hayatı, genel kültür bilgileri gibi ileride ihtiyaç duyacaklarını düşündüğüm her şeyi yazacaktım.
Koçluk pratiğimiz esnasında konu nasıl olduysa benim bu projeme geldi ve koç arkadaşım şu soruyu sordu: “Bu defterin amacı nedir ve ne zaman vermeyi planlıyorsun?” Kalakaldım. Projenin tüm detaylarını ve içine neler yazacağımı düşünmüşüm ama bu defteri neden yazdığımı ve ne zaman vereceğimin farkında bile değilim ama o an jeton düştü. O defteri eğer ola ki vakitsiz bir zamanda bir gün ben yanlarında artık olamazsam, hayatta neyi, nasıl yapacaklarını bilsinler diye yapmayı planlamışım içten içe.
O an sorgulamaya başladım bu planımı ve içimde hissettiğim güvensizliği fark ettim, çocuklarıma karşı ve eşime karşı. Halbuki bu güvensizlik tamamıyla benim hüsnü kuruntumdu. Eşim muhteşem bir babadır ve inanılmaz güvenilir bir insandır. Umarım olmaz ama olursa, yokluğumda ne yapar eder her şeyin bir yolunu bulur. Bulamadığı noktada da başkalarından destek alır yine halleder. Çocuklarımızı da mutlu, özgüvenli ve kendi ayaklarının üzerinde durabilecek şekilde yetiştirmeye çalışıyoruz. Onlar da düşe kalka, hatalarından öğrenerek, kendi tecrübeleriyle kendi doğrularını yaratarak kendi defterlerini yazacaklar bu hayatta. Benim onlar için yazacağım deftere değil, onlara inanmama ve güvenmeme ihtiyaçları var. İşte tüm bunları farkettiğim noktada defteri yazmaktan vazgeçtim ve üzerimde hissettiğim hafifliğin tatlı duygusunu bugün bile hatırlıyorum.
Bana göre, endişe duygusu, güvensizlik duygusundan, güvensizlik duygusu kontrol etme ihtiyacından, kontrol etme ihtiyacı da korkudan geliyor. Her şey garanti altında olsun istiyoruz. Sadece o zaman huzur bulabiliriz gibi geliyor. Halbuki ne zaman belirsizlik içinde huzur bulmayı öğretiyoruz kendimize, o zaman hafifliyoruz. Etrafımızdaki insanlara ve hayata daha fazla güvenmeye başlıyoruz.
Kontrolümüz dışında gelişip bizi çok üzen olaylar olmuyor mu? Oluyor. Olmaya devam edecek mi? Edecek. Ama onlar için elimizden gelen tedbiri alıp, gerisini güvenip bırakmak dışında yapabileceğimiz bir şey yok. “Keşke Daha Kaygısız ve Rahat Bir Anne Olabilsem” yazımda annelerin en sık hissettikleri endişeler ve bunlarla ilgili neler yapılabilir, biraz daha detaylı anlatıyorum ilginizi çekerse.
Mısırlı kıza dönersek, işin ilginç yanı, demek ki çocukların ve gençlerin ihtiyacı 2000 yıl önce de aynıydı, bugün de aynı. En çok istedikleri şey onlara güvenmemiz, inanmamız.
Anneyiz biz, bir miktar endişe kaçınılmaz tabii ki, hatta sağlıklı bile daha iyi insanlar ve ebeveynler olabilmek için, daha az hata yapmak için ama fazlası hem bize hem de çocuklarımıza zarar. Onları ihtiyaçlarından fazla korumaya çalıştığımızda, onların kendilerini koruma becerilerini azaltıyoruz. Onların küçük hatalar yapmalarını engellemeye çalışarak hayat tecrübelerinden eksik bırakıp, sonra daha büyük hatalar yapmalarına vesile oluyoruz.
Ben de iki çocuk annesiyim, biliyorum, insan çocuğunu, küçük de olsa, hata yaparken veya acı çekerken, üzgünken izlemek istemiyor. Ama bunlar da hayatın ve onların gelişimlerinin bir parçası. Bizden en çok ihtiyaç duydukları şeyler, onları kayıtsız şartsız hatalarıyla, seçimleriyle sevmemiz ve onlara güvenip düşe kalka hayatı tecrübe etmelerine müsade etmemiz. Açıkçası, gelişimlerinin önünde durmamamız. Hiç kolay değil ama kendi ayakları üzerinde durabilmeleri ve bizim uzantımız değil de, kendi ruhlarıyla kendilerini yaşayabilmeleri için buna ihtiyaçları var.
Bu anlamlı cümleyi tekrarlamak istiyorum, belki tüm anneler olarak bu yazıyı evde bir yerlere asıp, sık sık kendimize hatırlatmalıyız, özellikle de en endişeli hissettiğimiz anlarda:
“Sevgili Anne, ben iyiyim. Benim için endişelenmeyi bırak. Bana inanmaya ve güvenmeye başla”.
yazı çok beğendiğim ve takip ettiğim bir siteden, yazı sahibi de beğenirseniz ve işine yarayacak kişilere ulaşacağını düşünüyorsanız paylaşın demiş bende paylaşmak istedim.
umarım birileri okur ve işlerine yarar
eflatun


Yorumlar
Yorum Gönder