ASRIN DESTANI ÇENEKKALE
















Mustafa Kemal Atatürk ve tüm Şehitlerimiz 18 MART 1915 'de Çanakkale de geçit vermedi. Ateş almayan tüfeklerle, patlamayan toplarla,kumanyasız askerlerimizle,eline daha önce silah almamış çocuklarımızla,askeri okulda okuyan öğrencilerimizle,cepheye yardıma koşan genç, yaşlı ve hamile kadınlarımızla ,genç kızlarımızla destansı ve eşsiz bir mücadeleydi.


Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum diyen MUSTAFA KEMAL ATATÜRK,vatan aşkıyla kendi cenaze namazlarını kılarak bu emri canı gönülden kabul eden Çanakkale kahramanları,3000 askere karşı 63 arkadaşı ile 12 saat boyunca direnen Ezineli YAHYA ÇAVUŞ (Ezineli Yahya Çavus Balkan Harbine katılmıs, her Türk askeri gibi o yenilginin ıstırap ve mahcubiyetini yüreginden atamamıstır. I.Dünya Savası için seferberlik ilan edildiginde gönüllü yazılmıstır. Çanakkale Cephesi’nde 9. Tümen, 26. Alay, 10. Bölük ikmal eri olarak 5 manga askerin basında 25 Nisan 1915’te Seddülbahir, Ertugrulkoyu savunmasında büyük bir kahramanlık örnegi sergilemistir. Kıta çavusu oldugu halde Ertugrulkoyu’nun 10. bölügünün 1. takımını komuta ediyordu. 
19. Tümen Komutanı Albay Mustafa Kemal 24 Nisan 1915 günü bütün birliklerle karaya ayak basacak her işgalci düşman askerlerinin yok edilmesi emrini verdi. 25 Nisan 1915 sabahı düşman savaş gemileri Ertuğrul Koyu'na tonlarca bomba yağdırdı. 26. Alay'ın 3. Taburu bu bölgeyi koruyordu. Tabur Komutanı Mahmut Bey ile Asteğmen Hüseyin Bey'in şehadeti üzerine komuta Ezineli Yahya Çavuş'un eline geçti. Yahya Çavuş Galiçya ve Balkan Savaşı'na katılmış 28 yaşında cesur bir asker sağ kalan 67 arkadaşı ile siperlerde mevzilenmiştir. Albien ve River gemilerinden şafakla beraber karaya çıkmaya başlayan 3000 düşman askerini Ertuğrul Koyu'nun sularına gömmüş, deniz kızıla boyanmıştır. 48 saat düşmanın binlerce top mermisi ve askerine karşı kıyı ve siperleri korumuştur. Düşman bir tümen bildiği Türk Birliği'ni Yahya Çavuş'u siperlerinde 62 kahraman ve şehidin cesedi ile karşılaşınca hayretler içinde kalmıştır.
Yahya Çavuş kopan diğer bacağını, tüfeğinin kayışı ile bağlamış olarak diğer beş arkadaşı ile birlikte Alçı Tepesi eteklerinde 27 Nisan günü şehadet mertebesine ermiştir.),atıyla 600 kişilik alayın önüne geçen NEZAHAT ONBAŞI,(Babası Hafız Halit Bey, annesi Hadiye Hanım’dır. Annesini I. Dünya Savaşı yıllarında veremden kaybetti. Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı. Böylece önce Çanakkale Savaşı'na katılan Nezahat, daha sonra babasının emrindeki 70. Alay ile Milli Mücadele'de yer aldı. Böylece çocukluğu savaş cephelerinde geçti, ata binmeyi ve silah kullanmayı öğrendi.
İlk asker elbisesini 1920’de giydi. İlk silahı, cephede karşılaştığı Çerkes Ethem tarafından kendisine hediye edildi. Yunan kuvvetlerinin “Kızlı Alay” dedikleri 600 kişilik 70. Alayın simgesi haline geldi. Mustafa Kemal ve İsmet Paşa'nın da dikkatini çekti. Alayı ziyareti sırasında Mustafa Kemal Paşa ile tanışan Nezahat, Bursa Ahudağ eteklerinde, Bozüyük'te Atatürk'ün özel vagonunda ve Akşehir'de olmak üzere üç kez daha cephede Mustafa Kemal Paşa ile karşılaştı.Türk ordusunun Yunanlara karşı ilk defa yenilgi aldığı cephelerden biri olan Gediz Cephesi’nde kaçan askerlerin geri döndürülüp birliğin toparlanmasında rolü oldu; "Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?" sözleri ile askerlerin önüne dikilmesi onun bir savaş kahramanı olarak tarihe geçmesini sağlamıştır. Bu olaydan sonra kendisine onbaşı rütbesi verildi.
Nezahat Onbaşı’nın kahramanlık hikâyesi savaş yıllarında TBMM’de tartışıldı. 30 Ocak 1921 günü yapılan 140. oturumun birinci celsesine Bursa mebusu Emin Bey, ilk İstiklal Madalyası’nın Nezahat Onbaşı’ya takdimini teklif etti. Madalya takdimine dair karar zabıtlara geçmiş, ancak Nezahat Hanım’ın ömrü boyunca hayata geçirilmemiştir.),215 kg.'lık top mermisini altı basamaklı merdivenden çıkararak top kundağına süren SEYİT ONBAŞI.(Seyit Ali Çabuk veya Seyit Ali Onbaşı, (d. Eylül 1889 - ö. 1939) I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesi'nde çarpışan Osmanlı askeri.
1889 yılının Eylül ayında Balıkesir'in Havran İlçesi Çamlık (Manastır) köyünde dünyaya geldi. Babası Abdurrahman, annesi Emine idi.
1909 yılında Osmanlı Ordusu'na katıldı. Balkan Savaşı'nda çarpıştı. I. Dünya Savaşı'nın başlaması ile Çanakkale Cephesi'nde topçu eri olarak göreve başladı. 18 Mart 1915'te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmek için saldırıya geçti. Bu sırada Seyit Onbaşı Rumeli Mecidiye Tabyası'nda görevliydi. Türk topçusunun yoğun karşı ateşi ve daha önceden Nusret mayın gemisinin döktüğü mayınlar, bu saldırıyı püskürttü. Yapılan atışlar sebebiyle tabyada bulunan topun mermi kaldıran vinci parçalandı. Bunun üzerine Seyit Ali 215 kilogram ağırlığındaki top mermilerini sırtlayarak top kundağına yerleştirdi. Seyit Ali, ilk iki atışta Bouvet'e hafif bazı hasarlar verdiyse de, üçüncü atışında Fransız zırhlısı Bouvet'e ağır yara verdi. Atılan mermi geminin su kesiminin biraz altına isabet ederek geminin anında yan yatmasına neden oldu, daha sonra Nusret mayın gemisi'nin döktüğü mayınlardan birine çarptı. Bouvet de bu yaradan kısa bir süre sonra alabora olarak battı. Bu yüzden komutan ona onbaşılık görevini verdi. Çanakkale savaşından bir gün sonra Seyit Ali Onbaşı'dan top mermisi sırtında fotoğrafı çekilmesi istendi. Seyit Ali Onbaşı ne kadar zorlansa da top mermisini kaldıramadı. Sonra Seyit Ali Onbaşı “Yine savaş çıksın, yine kaldırırım” dedi. Bundan sonra ancak fotoğrafı tahta bir mermiyle çekilebildi.)ve sayfalara sığamacak kadar çok kahraman.
Rahmetle anıyoruz,unutmadık,unutturmayacağız.

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ BELGESELİ
http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video/231941/TSK_den__Canakkale_Gecilmez__belgeseli.html


Yorumlar

Yorum Gönder