Çocuklarda cinsel eğitim

 İnternette gezinirken bulduğum bir yazı paylaşmak istedim...

Çocuklarda cinsel eğitim

Deniz’in yaşının büyümesiyle birlikte tehlikeli sulara girmeye başlıyoruz. Tehlikeli sulardan kastım, her an bir “Ben nasıl oldum, nasıl doğdum?” sorusuyla karşılaşacağımı hissediyorum.
Teorik olarak bunlar nasıl yanıt vereceğimi biliyorum: Dik dur, kaş-göz oynatma, sorduğu kadarını -daha fazlasını değil- yanıtla. Ama iş başa düşünce bu dik duruşu nereye kadar sergileyebileceğim, bilmiyorum. Nitekim Deniz’in yaş grubundaki birbirine pipi gösterme oyunları bile beni bayağı kasmıştı.
En iyisi, dedim, ben bu işi bir uzmanına sorayım. Kime sorayım, kime sorayım? Anneysen.com bunun için iyi bir tercih olacak gibi geldi. Bir sürü annenin birbirlerine soru sorduğu, paylaşımlarda bulunduğu, değişik konulardaki uzmanlardan fikir aldığı bir sosyal paylaşım ağı Anneysen. Uzmanlarından Uz. Dr. Neslim Güvendeğer Doksat da bu talebime sıcak bakınca, Neslim Hanım’ın Nişantaşı’ndaki muayenehanesinde bir röportaj yaptık. Sadece kendi sorularımı değil, sizlerden toparladığım soruları da yönelttim Neslim Hanım’a. Bayağı bir soru etti ama Neslim Hanım hepsini yanıtladı sağ olsun.
***
Çocuklarda cinsel eğitime başlamanın belirli bir yaşı var mı?
Sordukları yaştan itibaren anlayacakları şekilde cevap vermek uygun. Ancak tam olarak bir yaş soracak olursanız soyut düşüncenin başlama yaşı olan 8 yaşından itibaren diyebilirim. Çocuklar üç yaşından itibaren kız-erkek, cinsiyet kavramlarının ne olduğunu biliyorlar. Bunu idrak ederken de sorular sorabiliyorlar. Benim penisim neden yok, onun neden var? gibi… Bu soruların cevaplarını onların anlayacağı şekilde 3-4 yaşından itibaren anlatmakta fayda var. Burada en temel şey çok gerçekçi olmak, kıvırmamak, yalan söylememek. Net, kısa, öz, anlayacağı şekilde ifade etmek.
Çocuğun merak ettiğinin de çok ötesine geçmemek lazım, değil mi? Fazladan da bir açıklama yapmamalıyız diye duymuştum.Aynen öyle. 8 yaşına kadar sorduğu sorulara yanıt vermek, gereksiz detaylara girmemek lazım. Ancak sorulan soruyu havada bırakmak, geçiştirmek, ne biçim soruyorsun, bu nasıl soru demek, yalan söylemek,leylekler getirdi demek doğru değil.
Anne-baba olarak çocuklarımızı cinsel konularda eğitirken aşırı vurdumduymazlık ve ayıplayıcılık arasındaki dengeyi nasıl kurmamızı tavsiye edersiniz?“Anne-babanın birbirini çok sevip sevişmesi ve bu esnada yaşanan yakınlaşmaya cinsellik diyoruz.” Bu, 8 yaşından itibaren bir çocuğa yapmak için uygun bir açıklamadır. “Her iki kişinin de istemesi halince cinsellik çok keyifli ve normal bir şeydir. Aynen yemek yemek, nefes almak, büyük tuvalete çıkmak, uyumak gibi son derece doğal bir şeydir. Sonunda çocuk olabilir, ya da olmayabilir” şeklinde anlatabiliriz. “Bu utanılacak bir şey değildir, ama mahrem bir konudur. Dört duvar arasında yaşanır” denilmeli.
Son zamanlarda medyada çok yer bulan pedofili konusu birçok ebeveyni çocuğuna sevgiyle yaklaşan herkesten şüphe duymaya sevk ediyor. Bu şüphenin sağlıklı bir ayarı var mı? Olay çocuklarımızı eğitmekten geçiyorsa eğer, bunu onları korkutmadan nasıl yapabiliriz? Yoksa korkutmalı mıyız?
Bunun tek bir yanıtı var: çocukları eğitmek. Anne-babanın, herhangi başka bir aile ferdinin çocuklarını istismar edeceğini düşünmesi, bunu kondurabilmesi mümkün değil. Dolayısıyla çocuğu bu konuda eğitmek lazım. Ancak öyle bir eğitim vereceksiniz ki, cinsellik tu kaka olmayacak. Cinsellikle ilgili normalin üzerinde, aşırı bir utanç duygusu yerleştirilmeyecek. Onun üstüne bu eğitim inşa edilecek.
Çocuklarda utanma duygusu 9-10. aydan itibaren başlıyor. Dolayısıyla algılayabileceklerini düşündüğünüz yaştan itibaren çocuklarınıza mahremiyet eğitimi verebilirsiniz. Kreşe başladıkları yaştan itibaren çocuklara iç çamaşırını kimseye göstermemek, ortalık yerde soyunmamak, tuvalete giderken kapımızı kapatmak gibi mahremiyet kurallarını anlatabilir; bu kuralların ancak ve ancak büyüyüp, karşı cinsten birini çok sevip evlendiğinizde, sadece o kişiyle, sevgi ve sevişme esnasında kırılabileceğini anlatabilirsiniz. Çocuğa mahrem bölgelerinin nereler olduğunu tanıttıktan sonra “okuldan, aileden, arkadaşlarından herhangi biri bunlara dokunmak istiyor, göster diyorsa bunu bize hemen söyle” diyebilirsiniz.
Peki, orada ben şöyle bir karışıklık yaşıyorum: Bu çocuklar okula gidiyorlar. Bazen anneanne-babaanne ilgileniyor. Kiminin bakıcısı var. Benim oğlum artık arkadaşlarının evine ben olmadan gidebileceği bir yaşta; ancak yeri geliyor, orada tuvalet sırasında yardım alması gerekebiliyor. Bir yandan “Mahrem yerlerini sadece anne-baba ve doktor görebilir” derken, bir yandan da bakıcı, arkadaşın annesi, okuldaki ablanın da içine dahil olmasıyla ortaya çıkan çelişkiyi nasıl anlatabiliriz?Çocuğunuza bu konuda yardımcı olacak insanların resmen listesini vereceksiniz. “Ben yokken sana anneannen yardım edecek, falanca teyze tuvalette yardımcı olacak” diyeceksiniz. Biraz daha büyüdüğünde bu işi kendi kendine yapacağını anlatacaksınız.
Burada “amacın” ne olduğunu anlatmanız önemli. “Bu kişiler senin temizliğini yapacaklar, kapatacaklar. Bunun dışında oyun oynar gibi dokunmalar olursa bunları bize söyle’ demelisiniz.
Bu bilgiyi “bayramlık” vermelisiniz. Yılda bir, bilemediniz iki kere, ya da belirli bir olayın üzerine bu konuşmaları yapmalısınız. Bir kere söyleyip bırakmalı, sonrasında ellememelisiniz. Her gittiğiniz yerde “şu teyze sana yardım edecek” demek çocuğu işkillendirmek olur.
Çocukların ‘ben nasıl oldum-doğdum’ sorularına nasıl cevap vermeliyiz?
6-7 yaşına kadar olan bir çocuk “ben nasıl oldum?” diye sorduğunda Biz (annenle baban) büyüdük, meslek sahibi olduk, iki yetişkin insan olarak birbirimizi çok sevdik, evlendik, seviştik ve sen dünyaya geldin gibi bir yanıt vermek uygun. Çocuk sahibi olmak için bir erkek ve kadının meslek sahibi olup para kazanmaya başlamaları, birbirlerini sevip evlenmeleriyle ve sevişmesiyle çocuk dünyaya gelir şeklinde, çok detaya gitmeden bir açıklama yapmak yeterlidir.
Çocuklar muzırdır, “sevişmek ne demek?” diye soracaklardır. Anneyle babanın birbirlerini sevip okşamaları, öpüp koklamaları demek yeterlidir. Daha grafik bir detaya girmeye gerek yok. Daha da büyüyünce ben sana da güzel anlatırım diyerek konuyu kapatabilirsiniz.
8 yaşından itibaren bu tür sorular daha yoğun bir şekilde gelmeye başlıyor. Gelmese bile, ön ergenlik yaşı olarak kabul ettiğimiz 9 yaşından itibaren annenin kız çocuğa, babanın erkek çocuğa cinsel bilgilendirme yapması gerekiyor. Çocuklara bedenlerinin değişeceği, boylarının uzayacağı, erkek çocukların seslerinin kalınlaşacağı, sakallarının çıkacağı, kızlara baktıkları zaman farklı hissetmeye başlayacakları, kız çocukların belirli bölgelerinde tüylenmeler başlayacağı, yağlanma olacağı, 11-12 yaşlarında adet kanaması geçirecekleri anlatılmalı.
7 yaş gibi sorarlarsa “Anatomik farklılıkları sana anlatmıştım. Çocuk sahibi olmak için kadın ve erkek esas. Birbirlerini çok severlerse evlenirler, sevişirler. Bu esnada cinsel organları birleşir. Erkekte sperm denen tohumlar var, kadında da yumurtalar var. bu spermlerden bir tanesi yumurtayla birleşiyor ve çocuk oluyor. Annenin karnında büyüyor. 9 ay sonra da bebek doğuyor” şeklinde anlatabilirsiniz.
Bunu anlatırken anne-babanın rahat olması, kaygı uyandırıcı bir ifadesi olmaması, tiksindirici bir şekilde anlatmaması, kaşının gözünün oynamaması gerekir. “Cinsellik kötü bir şeydir, pis bir şeydir” mesajı kesinlikle verilmemeli.
Çocuklara doğumu nasıl anlatmalı peki? Benim oğlum henüz kardeşinin karnımdan nasıl çıktığını sormadı, ben de anlatmadım. Ancak soracak olduğunda ne demeliyim? (Normal doğum yaptım)Uzun süre karnımdan çıkıyor demekte fayda var. Çocuğa normal doğumu anlatabilmek için onun adet kanamasını kavradığı bir yaşta olması lazım. Ancak o zaman adet kanamasının geldiği yerdeki kasların doğum sancılarıyla beraber genişlediğini ve bebeğin çıktığını, sezaryen gerekiyorsa doktorun kesip aldığını anlatabilirsiniz.
Çocuklarla cinsellikle ilgili konuşmaları aynı cinsiyetten ebeveynlerin yapması mı doğru?
Aynen öyle. Kız çocuklarla anne, erkek çocuklarla baba konuşmalı. Örneğin bir adet kanaması kavramını da erkek çocuklarına baba anlatmalı.
Tuvalet eğitimi sırasında cinsel eğitim açısından özellikle dikkat edilmesi gereken noktalar var mı? Bazı kaynaklar aynı cinsten ebeveynlerin tuvalete birlikte girmelerini öneriyor, ancak kimi ebeveyn bundan çekiniyor. Ne yapmalı?Aynı cinsiyetten ebeveynler çocuklarına tuvalet eğitimi sırasında yardımcı olmalılar. Ancak bunu da mahremiyet eğitimi kapsamında yapmalılar. Tuvalete girerken kapının kapanması gerekir.
Çok güzel (!) Ben, ilk üç sene boyunca evinde yardımcısı olmayan bir anne olarak –af edersiniz- tuvalete girerken bile çocuklarla girdim. Her işimizi birlikte yaptık çok şükür. Hatta diğer annelerle aramızda gönderme yaptığımız bir konudur “tuvalette bile rahat yok” konusu.Yok, öyle bir şey olmamalı. Kapıyı kilitleyip gireceksiniz.
Çocuklarımız yaşıtlarıyla oyun oynarken nasıl takip etmeliyiz? Birbirlerine cinsel organlarını göstermeleri, oynarken öpüşmek istemeleri konusunda ne yapmalıyız?Erkek çocukların birbirlerine penislerini göstermeleri, ilkokul çağında kim daha uzağa idrarını yapacak diye yarışmaları çok normal, çok üzerinde durmamak lazım. Ancak öğreti olarak şunu anlatabilirsiniz: Cinsel organlarla oynanan oyunların çok aşırıya kaçmaması gerekiyor.
Bu tür oyunlar sadece erkek çocuklarına mı özgü?
Hayır, kız çocukları da yapabiliyor. Çocuklara şunu anlatmak lazım: hepimiz birbirimizi merak ettik; sende bu var, bende bu var diye sorduk. Bunlar tamam. Ancak mahrem bölgelere çok da uzun vadeli takılmamak lazım. Yine bunları da eğitim süreçlerinde, kısa bir altyazı halinde söyleyeceğiz. Sürekli değil.
Bu oyunları kaç yaşlarında normal kabul etmek lazım?
Fallik dönem olarak adlandırdığımız 4 yaştan itibaren normaldir. 8 yaş gibi utanma duygusu iyiden iyiye oturacağı için bu tür oyunlar yok olmaya başlar.
Çocuklar birbirleriyle oynarken anne-babayı taklit etmeye, evcilik oynamaya da kalkışıyorlar.
Bu da çok normal. 4-7 yaşları arasında evcilik, doktorculuk, öğretmencilik oyunları çok tipiktir. Çocuklar gerçekten birbirlerini yoklarlar, muayene ederler, televizyonda gördükleri aksiyonları taklit etmeye kalkabilirler. Çocukları oynarken dört duvar arasında bırakmayacağız. Kapı daima aralık olacak, gidip çaktırmadan oyunun mahiyetine bakacağız. Bir yamukluk varsa “kurabiye saati geldi, çay saati geldi” diyerek dalacağız.
Çocuğunuza arkadaşlarıyla oynarken anne-babacılık, doktorculuk oynamanın normal olduğunu, ancak arkadaşlarını çok da özeline sokmaması gerektiğini anlatabilirsiniz. Ama gözünüz hep üstlerinde olacak.
Cinsel organları nasıl adlandırmalıyız? Ben çok uzun süre “penis” olarak öğretmiştim, ancak okula gidince bu pipiye dönüştü. Kız çocuklar içinse ayrı bir durum – sırf şirinleştirmekten kaçınmak adına vajina demek çok doğru gelmiyor bana, çünkü tam karşılığı değil.Erkek çocuklar için her ikisini de söyleyebilirsiniz. Kız çocuklar için yöresel farklılıklar olmakla birlikte kutu dendiğini duyuyoruz. Önemli olan adından ziyade kavramı oturtmak: Erkek çocuklarda penis var, kız çocuklarda yok. Bu “yok”u kimisi bir hazne olarak adlandırıyor, kimi boşluk var diyor, kimi de kutu diyebiliyor.
Özellikle de karşıt cinsten ebeveynlerin çocuklarının önünde giyinip soyunmaya, onlarla birlikte yıkanmaya dikkat etmeleri gereken bir yaş var mı?3 yaşından itibaren, tuvalet eğitiminin oturmaya başlamasıyla birlikte anne-babanın tuvalette örnek olmaya devam etmelerine gerek kalmıyor. O yaştan itibaren mutlaka mayoyla yıkanmaları doğru olur.
Aynı cinsten olan ebeveynler 7-8 yaşına kadar birlikte yıkanacak olsalar bile, çocukla ebeveyn arasındaki ciddi farklılıkları göz önünde bulundurduğunuzda bence mayoyla girmek daha uygun.
Gerek kız çocuklar, gerek erkek çocuklar annelerin memelerine ilgi duyarlar. Ara sıra yoklamak, ellemek, sıkmak isteyebilirler. Böyle durumlarda da çocukları utandırmadan “Merak ettin herhalde” ya da “Beni sevmek istedin sanırım” diyerek bu dokunmaları sarılmaya çevirmeli.
Uzman kişilerden “Çocukların cinsel bölgelerine anne bile dokunmamalı, çocuk banyoda kendi temizliğini kendi yapmalı” gibi bir söylem duymuştum. Bu benim aklımı karıştırdı. Benim oğlum 4,5 yaşında, ve ben ona kendi işini kendisi görmeyi öğretmeye çalışıyorum. Ancak iki yaşındaki bir çocuğa da banyoda pipisini kendinin yıkamasını söyleyemezsiniz, değil mi?
Çocuğunuz kendi kendine yıkanmaya başlayıncaya kadar siz onu tabii ki destekleyeceksiniz. Aksi takdirde,“Kollarını ben yapayım, penisini sen yıka” gibi bir söylem cinselliğe çok fazla dikkat çektirmiş olur. Uyarıcı bir anlam taşımadan normal temizliğini yapıp geçeceksiniz.
Çocuklarımızı cinsel organlarına dokunmaktan nasıl vazgeçirebiliriz? Vazgeçirmeli miyiz? Özelikle de ortalıkta cinsel organlarına dokunmaları birçok anne-babayı zor duruma düşürüyor. Kaynaklar “toplum içinde yapılmaması gerektiğini, ancak kendi odasında isterse yapabileceğini” söylememizi tembihlese de buna çok rahat yaklaşamıyoruz. Bu konuda ne yapmalı?
Çocukluk dönemi cinsel keşfi yaklaşık 1,5-2 yaşlarında başlıyor. Bu keşif daha sonra çocukluk dönemi mastürbasyonu olarak adlandırdığımız cinsel oyunlara dönüşüyor. İçinde orgazm, şehvet içermeyen, çocuğun keyif aldığı, hoşuna gittiği bir oyun bu. Bunların hepsi cinsel gelişimin bir parçası. Literatürde 9 aylık bebeklerin mastürbasyon yaptığı var, kundak bezini, alt bezini kullanarak.
Cinsel organıyla oynayan yapan çocuğu eylem anında yakaladıysanız asla kesmemek gerekiyor. Daha sonra da bunu hangi anlarda yaptığını keşfedip o dönemlerde oyalamak gerekiyor. Mahremiyet kurallarını anlattığınız dönemde bunu yapıyorsa o zaman “O bölgeyle insanların önünde oynamaman daha uygun olur” diyerek o hareketi yapmamasını değil, insanların önünde yapmamasını söylüyorsunuz. Bunu uykudan önceki bir alışkanlık şeklide yapıyorsa müdahale etmiyorsunuz. Uykudan önce ne yaptığı, banyodan önce ne yaptığı sadece çocuğu ilgilendiriyor. O sırada müdahale etmeniz, kızmanız, engellemeniz hiç doğru değil.
Ne zaman ki bunu çok fazla yapar, gününün büyük kısmını bununla geçirmeye başlar, o zaman öncesinde müdahale etmeniz gerekebilir. Ama, örneğin her akşam uyumadan önce yapıyor, gevşiyor, ve uyuyorsa, yatağından yapıyorsa bu hiç ikaz edilmemesi gereken bir şey. Görmezden gelmelisiniz.
Büyüyünce kardeşiyle, anne-babasıyla evlenmek istediklerini söyleyen çocuklarımıza nasıl yaklaşmalıyız?Anneni/babanı/kardeşini çok sevdiğini biliyorum. Evlilik olabilmesi için ailemizden olmayan, senin çok iyi tanıyıp seveceğin birisi olacaktır. Ama annendeki/babandaki özellikleri taşıyan, baban kadar becerikli/çalışkan/yakışıklı…, annen kadar güzel/çalışkan/becerikli…, ailemizden olmayan biriyle evleneceksin. Anne/baba kardeş sevgisi apayrı bir şeydir.
Anne-baba, karı-koca (kadın-erkek) olarak çocuğa nasıl örnek olmalı? Çocukların yanında sarılmak, öpüşmek, birbirine sevgi gösterisinde bulunmak doğru mu?Şehvet içermeyen sevgi gösterisine son derece sıcak bakıyoruz.
Aile büyüklerinin özellikle de erkek çocuklarına “pipini göster, erkek adam” türünden yaklaşımları konusunda ne yapılmalı?Buna kesinlikle sıcak bakmadığınızı söylemeniz lazım. Gerekirse çocuğu ortamdan uzaklaştırarak bu konuda daha sonra konuşacağınızı söyleyebilirsiniz.
Çocukların cinsel yönden uyarılmalarını tetikleyen ve bu sebeple sakınmamız gereken oyuncaklar söz konusu mu? (Sallanan oyuncaklar, bisikletler gibi) Erkek bebekleri yüz üstü yatırmayın denir, bu doğru mu?
Hayır. Siz engellemeye çalışsanız bile çocuk zaten kendi kendine keşfediyor birçok şeyi.
Çocuklarda cinsellik konusunda anne-babalara önerebileceğiniz kaynak kitaplar neler?
Çocuk Ruh Sağlığı adındaki kitabımı tavsiye edebilirim. D&R, Nezih, İnkılap Kitapevlerinde bulunabiliyor. Ayrıca  Atalay Yörükoğlu, Alper Ekşi, Haluk Yavuzer gibi isimlerin de kitaplarını tavsiye edebilirim.
***

Yorumlar

Popüler Yayınlar